Sunday, August 06, 2006

Kuşadası'nda haftasonu


Son zamanlarda beni mutlu eden tek şeyin rüzgarın doldurduğu çift yelkenle denizin üstünden kaymak olduğunu fark ettim bu haftasonu. Babam ve ben çıktık seyire ; rüzgara göre yön verdik dümenimize ; hem genova hem de ana yelkeni bastık. Bazen rüzgarın , bazen nazlanan yelkenimizin oyununa geldik. Çok keyifli bir kaç saat geçirdik denizde. Yelkenin, rüzgarın, denizin büyüsüne kapılıp fena yanmışız güneşin altında. Her birimiz kırmızıdan özenle bir ton kapmışız...Ne canımın acısı ne de başka birşey tadımı kaçırabildi cumartesi günü. Pembe yanaklarım, huzur buymuş bakışlarım ve ben iyi başlıyorum haftaya...

Friday, August 04, 2006

denizin çocuğu olmak...

mavi semanın altında gizemli bir derinlik...en yakın arkadaşı rüzgar...kucaklarında gezdirdikleri yelkenliler...beyaz köpük gibi dalgadan dalgaya kaydırdıkları minik çocuklar.
neşeleri yerindeyse mükemmel bir yelken keyfi yapmanıza müsade eder bu ikili. Ama yok kızdırmışsa birileri onları...En hırçın kimlikleri çıkar ortaya; boy ölçüşemezsiniz dalga boylarıyla, baş edemezsiniz tokat gibi inen rüzgarla...
iyi geçinmeli onlarla, küstürmemeli ki en anaç yönleriyle kucaklasınlar biricik çocukları yelkenlileri ve rüzgara misafir motor yatları.
kapısı yüzen herşeye açık bu misafir perver ikilinin. Yıldız ailesinin pandorasını da böyle alıp bastı bağrına deniz. benim güzel kızım gezinsin dilediği gibi dedi ve rüzgarı baba yaptı yelkenimize. pandora artık denizin çocuğu...